Av. Mehmet Serhan Özdemir – Özdemir Hukuk Bürosu https://serhanozdemir.com Av. Mehmet Serhan Özdemir Thu, 18 Jul 2024 17:06:23 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.9.26 Şimdi kim anıracak!.. Anırmanın rakısı! https://serhanozdemir.com/simdi-kim-aniracak-anirmanin-rakisi/ Fri, 01 Nov 2013 11:38:57 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=418 Sevgili okuyucularım, burada ilginç bir olayı daha önce de sizlere anlatmıştım: Tayyip bir rüya görmüş, hep “Anırmaktan” söz ediyordu.
“Anırdı, anıracak, evinde anırsın, başka yerde anırsın, herhalde şimdi anırıyordur, köşesinden icra ediyordur!..”
Seçim gezilerinde, yurtdışı gezilerinde (örneğin son olarak Viyana’da) ve Meclis kürsüsünde hep aynı şeyi söylüyordu.
Yalan söylediğini bildiği için isim veremiyordu ama “Anırttığı (!)”
o kişi bendim!
Güya yıllar önce bir yazı yazmış, “Bunlar paradan altı sıfırı atarsa ben eşek gibi anırırım” demişim!
Tamamen yalandı. Birileri belki de Tayyip’i işletmişti.
Ancak söz konusu şahıs uyanık biri!.. Attığı bu nutuklarda bir yanda yalan söylerken, öbür yanda o köşe yazarının kim olduğunu belirtmiyor, isim vermiyordu…
İsim verse yalanı ortaya çıkacak, hakkında davalar açılacak, iddiasını kanıtlaması mümkün olmayacak, üste de şakır şakır tazminat ödemek zorunda kalacaktı…
Çünkü paradan altı sıfır atıldığı takdirde eşekler gibi anıracağını yazan veya söyleyen -ben dahil- hiçbir köşe yazarı, televizyon yorumcusu yoktu.
Ama benden -isim vermeden- söz etmeye yelteniyordu.
* * *
Tayyip’in bu “Düzeysizliği” ve uluorta her yerde anırmaktan söz etmesi, Meclis’te soru önergelerine konu oldu. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın önergesi özetle şöyleydi:
“Başbakanın edep sınırlarını zorlayan bu söylemleri, karşımıza temel bir sorun olarak çıkmaktadır. Düzeysiz üslubu ile Türkiye siyasetinin önünü tıkamakta ve krize yol açmaktadır.
Bunun en dramatik örneklerinden biri Emin Çölaşan’la ilgili olarak söylediklerinde ortaya çıkmıştır…
Adı geçen yazar ‘Anırmak’ ifadesini kullanmadığını açıklamıştır. Esasen, kullanmış olsa kayıtlarda olması gerekir.
Hal böyle olmasına rağmen Başbakanın ‘Yalan söylemeye tenezzül ederek ve devam
ederek’ aynı ithamı sürdürmesi ibret verici ve düşündürücü bir olaydır. Hele bu ifadenin ısrarla kullanılması, siyaset düzeyi anlamında kaygı vericidir.
Başbakan kişileri hedef göstererek suç işlemekte ve nüfuz suistimalinde bulunmaktadır. Şimdi doğrudan soruyorum:
– Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na yalan söylemek yakışır mı?
– Yukarıda sözü edilen kelimenin (anırmanın) ısrarla dile getirilmesinin edeple, siyasi
ahlakla ve devlet adamlığı ile bağdaşır bir yanı olabilir mi?
– Nefret söylemi niteliğinde olan bu tür düzeysiz söylem ve ithamları bundan böyle de
sürdürmeye tenezzül edecek misiniz?”
Tayyip’in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na verilen soru önergesi özetle böyleydi.
* * *
Şimdi Atilla Kart’a Meclis Başkanı Cemil Çiçek imzasıyla birkaç gün önce gönderilen yanıta -yine özetle- bakalım:
“İçtüzüğün 96. maddesine göre soru kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürmeden, kişilik ve özel yaşama ilişkin konuları içermeyen bir önerge ile belli konularda bilgi
istemekten ibarettir…
Ayrıca Başkanlığa gelen önergelerin kaba ve yaralayıcı ifadeler taşımaması gerekmektedir.
Önergeniz bu nitelikleri taşımadığından işleme konulmamış ve ekte iade edilmiştir…”
Atilla Kart bu yazıya 21 Mayıs 2013 tarihli yazısıyla yanıt verdi, önergesini başka sözcüklerle yineledi:
“Önergemizde ‘Anırmak’ ifadesini zorunlu olarak kullanmıştık… Bundan sonraki bölümlerde bu ifade ‘A….k’ olarak kullanılacaktır.
Başkanlığınızın bu konudaki tesbitine katılıyoruz.
‘A….k’ ifadesi kaba ve yaralayıcı olmaktan öte, edeple bağdaşmayan bir ifadedir. Meclis Başkanlığı doğru ve yerinde bir tesbit yapmıştır.
Ancak bu, bizim önergemizde durup dururken dile getirdiğimiz bir ifade değildir. Bize ait
değildir. Başbakanın kullandığı bir ifadedir. Zorunlu olarak temas ettiğimiz ve atıfta
bulunduğumuz bir sözcüktür.
Sizin de Meclis Başkanı olarak belirttiğiniz gibi, Başbakanın kullandığı ‘A….k’ sözcüğü
düzeysiz ve çirkin olmanın yanında kaba ve yaralayıcıdır.
Başbakan üslubuna, söz ve eylemlerine herkesten çok özen göstermek zorundadır. Başbakan maalesef bu düzeysiz ve çirkin üslubunu alışkanlık haline getirmiştir.
TBMM Başkanı’nın bu gerçekleri görmezden gelerek milletvekilinin yasama denetimini engelleyecek bir yaklaşım içinde olması kabul edilemez.
Açıklanan sebeplerle, iade edilen önergemizin işbu dilekçemiz üzerine yeniden işleme konulmasını talep ederim. Atilla Kart. Konya Milletvekili.”
Cemil Çiçek’in bundan sonra ne yapacağını hep birlikte göreceğiz.
* * *
Sevgili okuyucularım, şimdi işin en renkli ve heyecan verici (!) yanına geliyoruz.
Tayyip, Zonguldak mitinginde konuşmuş, yine “Anırmaktan” söz etmişti. Fethullah’ın Zaman
gazetesi 5 Mayıs 2011 günü Tayyip’in “Anırma” olayına şöyle yer verdi:
“Çölaşan’a altı sıfır göndermesi… Başbakan: Bir köşe yazarı altı sıfırı atsınlar Taksim Meydanı’na çıkıp anırırım dedi. Herhalde evinde anırıyordur. Başbakan isim vermedi ama Emin Çölaşan’ı kastettiği şeklinde yorumlandı…”
Aradan yaklaşık 10 ay geçti.
Tayyip bu kez aynı sözleri Meclis kürsüsünden söyledi ve aynı Zaman gazetesi bu haberi ertesi gün şöyle verdi:
“Başbakan: Anırırım demişti, herhalde köşesinden icra ediyordur… Türk Lirası’-ndan altı sıfır attığımız zaman birileri enflasyon çatlar patlar diyorlardı. Hatta bunu diyenlerden bir tanesi, Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan’ı kast ediyor, Taksim’e çıkarım, şöyle yaparım, böyle yaparım, dört ayaklı bilmem ne gibi anırırım diyordu. Herhalde şimdi köşesinden icra ediyordur (anırıyordur).”
* * *
Avukatım Serhan Özdemir bu iki yazı hakkında da Zaman gazetesi aleyhine tazminat davası açtı. Anırma yalanına durup dururken benim ismimi katmışlardı. Mahkeme aşamasında benim bu sözleri yazdığımı veya söylediğimi kanıtlamalarını istedik, elbette ki kanıtlayamadılar.
İlk dava Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü ve Zaman gazetesi tazminat ödemeye mahkum edildi. Yargıtay bu hükmü birkaç gün önce aynen onadı ve süreç kesinleşti.
İkinci haberle ilgili davamız yine birkaç gün önce Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından karara bağlandı. Zaman gazetesi bir kez daha tazminat ödemeye mahkum edildi.
Her gün “Allah, Peygamber, Müslümanlık, Fethullah” lafı edenler, insanlara böylesine hakaret etmekten, yalan yazmaktan, iftira atmaktan herhalde utanmıyordu!
Derslerini yargıdan aldılar…
Kimin anırdığı (!), kimin kimleri anırttığı (!) böylece, yargı kararlarıyla ortaya çıkmış oldu.
Avukatım ve sevgili dostum Serhan Özdemir’le birlikte dün bir yerde oturduk. Ayran bulamadık, mecburen birer kadeh rakı içtik!..
“Haydi bakalım, hocaefendinin şerefine… Zaman gazetesinin şerefine… Daha nice anırtmalara…” diye kadeh tokuşturduk!
Zaman’ın helal tazminat parasıyla içtiğimiz bu rakının tadına doyum olmadı.
Vallaha şurup gibiydi…
Ohhh, ilaç gibi geldi!

Emin Çölaşan

]]>
Babı-ali Kakim Karşısına Çıkıyor https://serhanozdemir.com/babi-ali-kakim-karsisina-cikiyor/ Fri, 01 Nov 2013 11:35:37 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=415 Aydın Doğan ile Emin Çölaşan arasındaki tazminat davası için aralarında Ertuğrul Özkök, Bekir Coşkun ve Fatih Altaylı’nın da bulunduğu 7 gazeteci tanıklık yapacak. Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan’ın, Emin Çölaşan’ın, ”Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi” isimli kitabında, gerek kendisi, gerekse sahibi olduğu gazete hakkında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu ileri sürerek açtığı 50 bin YTL’lik manevi tazminat davasında Bab-ı ali’nin üst düzey 7 ismi tanıklık yapacak. Bugün görülen duruşmada her iki taraf da tanık listesi verdi. Aydın Doğan, Ertuğrul Özkök, Tufan Türenç, Enis Berberoğlu ve Özdemir İnce’yi yaşananlara tanık olarak gösterirken, Emin Çölaşan ise Bekir Coşkun, Fatih Altaylı ve Kamuran Zeren’i tanık olarak gösterdi.

Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki duruşmada, davacı Aydın Doğan’ın avukatı Deniz Ketenci ile Emin Çölaşan’ın avukatı Mehmet Serhan Özdemir katıldı. Kısa süren duruşmada her iki tarafın avukatları Aydın Doğan ile Emin Çölaşan arasında yaşanalara tanıklık yapacak kişilerin olduğunu belirtti. Avukatlar yaptıkları tanık listesini mahkemeye sunarak hepsi de Bab-ı ali’nin üst düzey yöneticileri olan gazeteci yazarların bir sonraki duruşmaya çağrılmasını istediler.

BAB-I ALİ DURUŞMAYA AKIN EDECEK

Emin Çölaşan’ın avukatı Mehmet Serhan Özdemir’in tanık olarak mahkemeye sunduğu listede Bekir Coşkun, Fatih Altaylı ve Kamuran Zeren bulunuyor. Aydın Doğan’ın avukatı Deniz Ketenci’nin sunduğu tanık listesi ise daha kabarık. Aydın Doğan’a ise Ertuğrul Özkök, Tufan Türenç, Enis Berberoğlu ve Özdemir İnce tanıklık yapacak.

Mahkeme Ankara’da görev Yapan Enis Berberoğlu, Bekir Coşkun ve Kamuran Zeren’in avukatların da katılacağı bir duruşmayla Ankara’da talimatla ifade vermesine karar verirken, Ertuğrul Özkök, Tufan Türenç, Özdemir İnce ve Fatih Altaylı’nın ise 23 Ekim tarihinde yapılacak duruşmada hazır bulundurulmasını istedi.

DAVA

Dava dilekçesinde, davalı Emin Çölaşan’ın, ”Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi” isimli kitabında, gerek Aydın Doğan, gerekse sahibi olduğu gazete hakkında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu, Doğan’ın kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle 50 bin YTL manevi tazminat talebinde bulunuldu.

Kaynak:http://www.dunyabulteni.net

]]>
Çölaşan, Aydın Doğan’a Karşı Bekir Coşkun’u Tanık Gösterdi https://serhanozdemir.com/colasan-aydin-dogana-karsi-bekir-coskunu-tanik-gosterdi/ Wed, 14 Nov 2012 15:29:18 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=58 Hürriyet Gazetesi eski yazarlarından Emin Çölaşan, Aydın Doğan’ın açtığı tazminat davasında Bekir Coşkun’u tanık gösterdi.

Doğan’ın sahibi olduğu Hürriyet Gazetesi’nin yazarlarından

Coşkun, kovulan Çölaşan’ın lehine sansür uygulanıp uygulanmadığı noktasında tanıklık edecek. Ayrıca Hürriyet Gazetesi ve Kanal D’nin eski çalışanı Fatih Altaylı ile Kamuran Zeren de Çölaşan’ın tanıkları olarak mahkemede ifade verecek.

Aydın Doğan’ın, Hürriyet Gazetesi’nden çıkarıldıktan sonra “Kovulduk Ey Halkım Bizi Unutma” isimli kitabındaki ifadeler nedeniyle Çölaşan’a açtığı 50 bin YTL’lik tazminat davasının görülmesine devam edildi. Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılan ikinci duruşmaya Doğan’ın avukatı Deniz Ketenci ve Çölaşan’ın avukatı Serhan Özdemir Katıldı. Çölaşan’ın avukatı Özdemir, mahkeme sunduğu delil listesinde yazar Bekir Coşkun, televizyoncu Fatih Altaylı ve gazeteci Kamuran Zeren’i tanık olarak dinleteceklerini beyan etti. Özdemir, Coşkun ve Zeren’in Ankara’daki mahkemece dinleneceğini söyledi. Doğan’ın avukatı ise, davalının tanıklarını yeni öğrendiklerini, buna karşı cevap vereceklerini kaydetti. Ketenci, kendi tanıklarının isimlerini de duruşmadan sonra belirleyerek mahkemeye sunacaklarını ifade etti. Geçen duruşmada tazminat davası gereği usul olarak Aydın Doğan ve Emin Çölaşan’ın maddi durumlarının mahkemece tespit edilmesi yönünde karar verilmişti. Doğan, davacı sıfatıyla maddi durumun tespiti işlemleri için gerekli yaklaşık 50 YTL’lik masrafı ödemesi gerekiyordu. İlk duruşmadan sonra Doğan bu ücreti mahkemeye vermediği için davacı ve davalının aylık gelirlerinin tespiti yapılamadı. Hakim İbrahim Öğüt, dünkü duruşmada Çölaşan’ın duruşmada sunduğu dilekçeye karşılık Doğan’ın avukatlarının cevap vermesinin ve tanıkları bildirmesinin beklenmesine, ayrıca maddi durumların tespiti için yapılacak masrafların da mahkemeye 10 gün içinde ödenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.Emin Çölaşan’ın mahkemeye sunduğu ikinci dilekçede, davacı Aydın Doğan’ın Çölaşan’ın bir çok yazısını sansürlediği, değiştirdiğini vurgulandı. Buna örnek olarak 1.12.1999′da “Enerji” başlıklı yazısının Mesut Yılmaz’la ilgili bölümünün makaslanarak yazıdan çıkarılması gösterildi. Bu işlemlerin Aydın Doğan’ın haberi olmadan Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök tarafından yapılmasının mümkün olmadığı öne sürüldü. Doğan’ın avukatının dava dilekçesi ile daha sonra verdiği cevap dilekçesinin çelişkiler içerdiği beyan edilen dilekçede, “Davacı vekilinin ‘yazılanların yüzde 20′sinin çarpıtılmış’ olduğu konsundaki kabulü, yazılanların ‘yalan’ olduğu anlamını kesinlikle çıkarmaz. Ancak ‘yazılanların yüzde 80′inin doğru olduğunu’ kesinlikle kabul ettiğini gösterir.” denildi. Yeni Şafak Gatezesi yazarı Fehmi Koru’nun aralarında ihtilaf olan Çölaşan’ın yazılarının sansürlendiğine ilişkin saptamalarına köşesinde yer vermesinin de kitapta yer alan bilgileri doğruladığı ifade edildi. Aydın Doğan’ın bir televizyon programında dile getirdiği “Siyasi iktidarları yalnızca Emin eleştirmiyor, mesela Hürriyet’te Turfan Türenç, Bekir Coşkun, Oktay Ekşi de eleştiriyor. Eleştiren bir sürü adam var. benim yayın organlarım, ben öyle derim Hyde Park, isteyen istediğini söyler.” sözlerine yer verilen dilekçede,”Sayın Doğan’ın Hyde Park’ı özellikle davalı Emin Çölaşan için sansürün gölgesinde kalmıştır.” denildi.

Davacı avukatı, Çölaşan’ın kitabında yayınladığı mektubun Doğan tarafından sadece gazetede yayınlamasına izin verildiği belirtilmişti. Dilekçede buna ilişkin, vasıta ne olursa olsun, Doğan’ın mektubu genele yayma iradesini gösterdiğini, kitaptaki yayının tazminat gerektirmeyeceği ileri sürüldü.

Aydın Doğan’ın avukatı tarafından Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi’ne verilen dava dilekçesinde Çölaşan’ın yazdığı ‘Kovulduk Ey Halkım Bizi Unutma’ isimli kitapta müvekkilinin kişilik haklarının zedelendiğini öne sürmüştü. Doğan’ın mektubunun izinsiz yayınlandığı iddia edilerek Çölaşan’dan 50 bin YTL tazminat istenmişti.

Haber Tarihi: 29 Nisan 2008

]]>
Emin Çölaşan: Şu Benim Fethullah Davaları https://serhanozdemir.com/emin-colasan-su-benim-fethullah-davalari/ Wed, 14 Nov 2012 15:28:27 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=54 Varan 1 – Beraat ettim

SEVGİLİ okuyucularım, burada yayınlanan 26 Ekim 2011 tarihli yazımda, Fethullah’ın bana gönderdiği kısa bir mektuba yer vermiştim. Aslında bayram tebriki idi…

Bana övgüler düzüyor, ne muhteşem bir insan olduğumu (!) vurguluyordu. Amacı elbette belliydi. Başkaları gibi beni de kafakola almak.

Bu ıslak imzalı mektubu burada yayınladım, aradan bir süre geçti ve bir savcılık tebligatı elime ulaştı. ABD’de yaşayıp Türkiye’ye geri dönemeyen Fethullah bu yazım nedeniyle benden şikâyetçi olmuş, hakkımda ceza davası açılmasını istiyor ve şöyle diyor:

“Çölaşan haberleşmenin gizliliğini ihlal etmiştir. TCK uyarınca hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açılması…”

Savcıya savunmamı verdim. “Ben gazeteciyim. Bana tanımadığım kişiler tarafından gönderilen her yazı, üzerinde eğer aksine bir not yoksa yayınlanması için gönderilir. Kaldı ki, bu bir bayram tebrikidir ve haberleşmenin gizliliği gibi bir şey söz konusu olamaz…”

Savcı buna rağmen dava açtı. Yargılama İstanbul’da başladı. Bir kez de mahkemeye gazetemizin İstanbul’daki avukatı İsmail Yılmaz’la birlikte savunma verdik.

Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesi birkaç gün önce kararını açıkladı. (Esas No. 2011/652.)

“Tebrik kartı içeriği itibariyle özel hayata ilişkin olmadığı gibi, gazeteci olan sanığa YAYINLANMAMA şartı ile de gönderilmediği anlaşılmakla, atılı suç oluşmadığından BERAATİNE.”

Şimdi, Fethullah’ın ıslak imzasıyla bana gönderip sonra dava konusu yaptığı o belgeyi, bilginiz olsun diye bir kez daha yayınlıyorum. Bundan sonrası için kendisine tavsiyem, ya hiçbir gazeteciye mektup yazmasın, ya da mektubu yayınlandığı takdirde dava açmaya kalkışmasın!

***

Varan 2-Tazminat kazandım

Fethullah adına yayın yapan Zaman isimli bir gazete var. Bu gazetenin 8 Mayıs 2011 tarihli nüshasında “Çölaşan’a altı sıfır göndermesi” başlığı ile ve Tayyip‘in sözlerinden kurgulananbir haber çıktı. Önce Tayyip in sözleri, sonra gazetenin yorumu (!) yer alıyordu:

” Bir köşe yazarı (paradan) altı sıfır atsınlar Taksim meydanına çıkıp anırırım dedi. Herhalde evinde anırıyordur.”

Sonra gazetenin yorumu (!) geliyordu:

“Başbakan isim vermedi ama Emin Çölaşan’ı kast ettiği şeklinde yorumlandı.”

Bu anırma olayını Tayyip sürekli söylüyor. Birkaç gün önce Tekirdağ’da yine aynı masalı okudu. Ancak isim vermediği için kendisini dava edemiyoruz. Onun düzeyini (!) bir tarafa bırakıyorum.

Fethullah’ın Zaman gazetesi, hayali anırma olayına durup dururken benim ismimi katmıştı.

Avukatım Serhan Özdemir gazeteyi mahkemeye verip tazminat davası açtı.

Ben hiçbir zaman böyle bir söz söylememiş, hiçbir yazımda anırmaktan falan söz etmemiştim.Tamamen uydurma, yalan ve iftira idi.

Dava açtık, bu yazdıklarını yargı önünde kanıtlamalarını istedik. Yalan olduğu için kanıtlayamadılar.

Ankara 13. Asliye Hukuk mahkemesi dosyayı inceledi ve davayı karara bağladı.( Esas no. 2011/226)

Zaman gazetesi bu yalan haber nedeniyle bana üç bin lira tazminat ödemeye mahkûm edildi.

Her gün Allah peygamber diyenlerin nasıl utanmadan yalan söyleyip iftira attıkları, yargı kararıyla belgelenmiş oldu.

Bu paranın bir kuruşu bile benim cebime girmeyecek.

Sadece Zaman’ın parasıyla Serhan Özdemir ve başka dostlarla birlikte bir restoranda rakı balık yapacağız, kadehimizi Zaman Gazetesi için kaldıracağız.

O bir duble rakı bana ilaç gibi gelecek.

***

Varan 3-Zaman sansür istiyor

Sevgili okuyucularım, şimdi sırada bir başka Zaman davası var. Burada benden ve Sözcü’den 20 bin lira tazminat istiyorlar.

Ancak her nedense bu davayı Asliye Hukuk değil. Asliye Ticaret Mahkemesinde açmışlar.

Adına Zaman denilen bu gazetenin bayi satışı, yani gerçek satışı 22 bin dolaylarında. Günlük satış ortalamasını ise şimdi bir milyonu geçmiş gibi gösteriyorlar! Ben de bunu burada bazen yazarım, sorular sorarım, ancak bir tek yanıt veremezler.

Peki bu iş niçin böyledir?.. Çünkü

Zaman gazetesi, her gün Türkiye nin dört bir yanında beleş dağıtılır. Oysa böyle bir milyon gazetenin her gün parasız dağıtılması, asla mümkün değildir. Buna hırsız Suudi Arabistan Kralının parası bile yetmez. O halde işin içindeki tılsım (!) nedir?

Bunlar “Biz bu gazeteyi abone sistemiyle dağıtıyoruz. Abonelerimiz var” diyorlar. “Açıkla kardeşim şu abonelerin isimlerini” diyorum, ses veremiyorlar.

İşte, dava konusu ettikleri yazımda bunları yazıyorum.

***

Tüm AKP yandaşları gibi, Fethullah‘ın Zaman gazetesi de son derece “Özgürlükçü (!)” görünür. Başta fikir ve ifade özgürlüğü olmak üzere bunlar -kendiişlerine geldiği sürece- her türlü özgürlüğün savunucusu (!) rolüne bürünür.

Şimdi size çok, ama çok ilginç bir gerçeği, bunların dava dilekçesinden aktarıyorum. Aynen şöyle diyorlar:

“Davalılar (Sözcü ve ben) Zaman Gazetesinin her gün beleş dağıtıldığını iddia ederek reklam verenleri olumsuz etkilemeyi ve reklam gelirinden mahrum kalmasını sağlamayı amaçlamışlardır.

Gazetemiz beleş dağıtılmamaktadır. Bunu ispat etmeleri gerekir.” (Avukatımız İsmail Yılmaz basın kuruluşlarının resmi satış rakamlarını mahkemeye sundu ve yazdıklarımı kanıtladı.) Ayrıca şöyle diyorlar ki, tam bir komedi! Okuyana “El insaf’ dedirten cinsten!

“Yazıda gazetemiz için “Fethullahçı” yaftalamasında bulunmuştur.”

(Demek ki Fethullahçı olmayı hakaret kabul ediyorlar! Ne ayıp!)

Ve en çarpıcı olan son bölüm! Mahkemeden ne istediklerine bakar mısınız:?

“Davalıların Zaman gazetesinin beleş, bedava dağıtıldığı şeklinde yayın yapmaması yönünde mahkemenizce ihtiyati tedbir kararı verilmesine…”

Mahkemeden resmen yasak-sansür istiyorlar. Basın özgürlüğünü ayaklar altında çiğnemeye kalkışıyorlar. Amaçları, kendileri için olumsuz ama gerçekleri aktaran yazı yazanları böyle davalar açıp uğraştırmak, sindirmek!

Bu “Özgürlük havarilerinin” gerçek yüzü işte budur.

İlkinde Fethullah’ın açtırdığı ceza davasından beraat ettim, ikincisinde Zaman Gazetesinden tazminat kazandım, bu son dava ise devam ediyor. Bitince sonucunu sizlere duyuracağım.

İşte görüyorsunuz!.. Sadece gazetecilik yapmıyoruz, başka işlerle de uğraşmak zorunda kalıyoruz!

Haber Tarihi: 24 Nisan 2012

]]>
Tayyip Rakısı https://serhanozdemir.com/tayyip-rakisi/ Wed, 14 Nov 2012 15:25:16 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=51 Avukatım Serhan Özdemir aradı: “Emin Abi, sen hiç Tayyip rakısı içtin mi?” diye sormasın mı? “Valla içmedim de, nedir Tayyip rakısı?” diye bu kez ben sordum.

Serhan’ın yanıtı ilginçti: “Abi, Tayyip davasını kazandık ya! Sen uygun olduğun bir geceyi bana söyle, hep birlikte Tayyip’in rakısını içeceğiz.”

Ötesini söylemedi. Doğrusu meraklanmıştım. Yoksa Tayyip bize rakı mı ısmarlayacaktı! Birlikte bir gece kararlaştırdık ve bir balıkçı restoranında buluştuk. Serhan Özdemir önceden gitmiş, restoran sahibi bir şişe rakı hazırlamış ve markasını çıkarıp üzerine kocaman Tayyip Rakısı yazmışlar. İşin merakla beklediğim bölümünü Serhan masada anlattı.

(Burada bir parantez açayım. Aydın Doğan benim Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizikitabımı mahkemeye vermiş, yalan yazdığım ve kendisini küçük düşürdüğüm iddiasıyla 50 bin lira tazminat istemişti. Üsküdar 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi yazdıklarımın doğru olduğunu vurgulayıp davasını reddetti. O davada da avukatım Serhan Özdemir’di.)

Geçenlerde söz etmiştim. Bizim Mustafa Balbay’la ART televizyonunda yaptığımız Ankara Rüzgârı programı vardı. Günlerden bir gün Tayyip İsviçre’de Davos’a gitmiş ve orada İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’le kapışmıştı. Herkesi kahkahalara boğan, uzun süre güldüren o ünlü “Van minit, van minit” haykırışını da orada yapmıştı.

Tayyip bu güldürü sonrasında Türkiye’ye döndüğünde “Orada ben diplomatik davranmasaydım (Şimon Perez’e) başka bir şey yapardım” demişti. Tam o haftanın Pazar günüydü ve biz doğal olarak ekranda bu konuyu konuşuyorduk. İkimiz de bindirmeye başladık. Canlı yayında ağzımdan aynen şöyle dedim… Ve anında, Tayyip benim aleyhime10 bin liralık tazminat davası açtı. Dava dilekçesinden özetliyorum:

“Davalı Emin Çölaşan Sayın Başbakan’a hitaben ‘ULAN SEN KİMSİN, ne yapacaksın orada? Dövecek misin 86 yaşındaki adamı? KEPAZELİĞE bak Mustafa yaa ’ diyerek Sayın Başbakanımızın kişilik haklarına saldırmış, aşağılamış ve halkın gözünde küçük düşürmeye çalışmıştır. Ulan ve kepaze kelimelerini Sayın Başbakanımıza hitaben kullanmıştır. 10 bin lira tazminat istiyoruz…”

Davaya Ankara 15’inci Asliye Hukuk Mahkemesi Baktı, beni Serhan Özdemir savundu… Ve iki celse sonra mahkemenin gerekçeli kararı açıklandı. Özetliyorum:

“Anayasa ile tanına basın özgürlüğünün amacı, kamuyu ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermeyi sağlamaktır. Basının haber verme yanında eleştiri ve yorum hakkı da bulunmaktadır. Bu hakların kullanılması nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulsa dahi basın özgürlüğü üstün bir hak olarak hukuka uygunluk nedeni sayıldığından, bundan zarar gören kişilerin tazminat hakları doğmayacaktır.

Davalının TV programındaki konuşmalarının eleştiri ve yorum niteliğinde olduğu anlaşıldığından, davacının (Tayyip’in) işgal etmiş olduğu makam itibariyle ağır da olsa eleştirilere katlanmak zorunda olması gerekeceğinden, davacıya kasten aşağılama, küçük düşürme amacıyla yapılmış bir konuşma niteliğinde bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.”

Evet, Serhan Özdemir işin gerisini masada anlattı:

“Abi, Tayyip’ten vekâlet ücreti olarak 575 lira aldım. Allah bereket versin! Şimdi bu parayla burada Tayyip sofrası donatıp Tayyip rakısı içeceğiz. “

Bu konuşmalar restorandaki herkes tarafından duyuluyordu. Masaya mezelerle birlikteTayyip rakısı ve buz da geldi.

Ardından kadehler dolduruldu, kalabalıkta hepe beraber kaldırıldı:

“Haydi, Tayyip’in şerefine…”

“Ohh, yarasın, afiyet olsun…”

“Keşke o da aramızda olsaydı da, şu mutluluğumuza bir katkıda bulunsaydı…”

İnanın, aynı anda restoranda en az 50 kişi kadeh kaldırıyor, olayı duyan herkes Serhan Özdemir’i, hukuk alanında kazandığı zaferleri kutluyordu.

Ben alkolle arası iyi olan biri değilim. En fazla bir duble içerim, fazlasını vücudum kaldırmaz. Fakat ne yalan söyleyeyim, Tayyip rakısının tadı damağımda kaldı!.. Ve ikinci dubleyi de içtim.

O gece pek keyifliydik. Serhan, ben, masadaki dostlarımız ve restorandaki herkes çok güzel bir gece geçirdik.

Tayyip’in kulaklarını çok güzel çınlattık!..

Haber Tarihi: 30 Kasım 2009

]]>
Başbakan Erdoğan`ın Çölaşan`a Açtığı Dava Reddedildi ! https://serhanozdemir.com/basbakan-erdoganin-colasana-actigi-dava-reddedildi/ Wed, 14 Nov 2012 15:24:26 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=48 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın, bir televizyon programındaki sözleriyle kişilik haklarına hakaret ettiği iddiasıyla gazeteci Emin Çölaşan aleyhinde açtığı manevi tazminat davası reddedildi.Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesindeki duruşmaya, Erdoğan`ın avukatı Muammer Cemaloğlu ile Çölaşan`ın avukatı Serhan Özdemir katıldı.

Erdoğan`ın avukatı Cemaloğlu, Çölaşan`ın, davaya konu sözleriyle eleştiri sınırlarını aştığını ifade ederek, “Burada verilecek karar, siyaset ve siyasetçiler için önemli olacak. Bu da dikkate alınarak, davanın kabulünü istiyoruz“ dedi.
Çölaşan`ın avukatı Özdemir ise müvekkilinin sözlerinde Erdoğan`ın kişilik haklarına saldırı bulunmadığını kaydederek, “Biz de kararın basın ve ifade özgürlüğü açısından önemli olacağını düşünüyoruz“ dedi.
Yargıç Mehmet Cengiz Çiftçi, davanın reddedildiğini açıkladı.
Başbakan Erdoğan, bir televizyon programında kişilik haklarına saldırıda bulunduğu gerekçesiyle Çölaşan`dan 10 bin TL manevi tazminat talep ediyordu.

Haber Tarihi: 3 Mayıs 2011

]]>
Doğan’ın Tazminat İstemi Reddeldi https://serhanozdemir.com/doganin-tazminat-istemi-reddeldi/ Wed, 14 Nov 2012 15:23:29 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=43 emin-colasanİşadamı Aydın Doğan`ın gazeteci Emin Çölaşan hakkında açtığı 50 bin TL istemi ile açtığı tazminat davası reddedildi. Doğan, Hürriyet gazetesindeki görevine son verdiği gazeteci – yazar Emin Çölaşan`ın`Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi` adlı kitabında, kendisine hakaret edildiği, kamuoyu önünde küçük düşürüldüğü ve kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesiyle 50 bin TL`lik tazminat davası açmıştı. Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi`nde dün görülen karar duruşmasına davacı Aydın Doğan`ın avukatları Deniz Ketenci ve Volga Gökçe ile Emin Çölaşan`ın avukatı Mehmet Serhan Özdemir katıldı.

İTİRAZ EDEBİLİR
Aydın Doğan`ın avukatları celse arasında verdikleri dilekçelerini tekrar ettiklerini belirterek davalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiler. Emin Çölaşan`ın avukatı Mehmet Serhan Özdemir ise davanın reddine karar verilmesini talep etti. Mahkeme hâkimi ise duruşma sonunda davanın reddine karar verdi. Kararda 15 gün içinde Yargıtay`a başvuru yolu açık bırakıldı.

Haber Tarihi: 22 Nisan 2009

]]>
Türk Telekom’un Cezası Kalktı https://serhanozdemir.com/turk-telekomun-cezasi-kalkti/ Wed, 14 Nov 2012 15:22:32 +0000 http://www.serhanozdemir.com/?p=40 Basketbolda, Avrupa Kupası 2. tur ilk maçında Hırvat temsilcisi KK Zadar ile evinde karşılaşacak olan Türk Telekom’un 1 maçlık saha kapatma cezası kaldırıldı.

Kupada, 1. tur eleme grubunda İsrail ekibi Benei Hasharon karşılaşmasında çıkan olaylar sonrasında 1 maç seyircisiz oynama cezası alan başkent ekibi, İsviçre’de bulunan ULEB Temyiz Kurulu Başkanlığı’na yaptığı itiraz sonucunda haklı bulundu ve cezası kaldırıldı. Lacivert-beyazlılar bu karar sonrasında KK Zadar ile 27 Ocak Salı günü yapılacak karşılaşmayı seyircisi önünde oynayacak.

Yönetim Kurulu Üyesi ve Basketbol Şube Başkanı Ersin Eroğlu konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, haklarını masa başında aradıklarını belirterek, ”Uluslararası deneyime sahip hukukçularla çalışarak itirazımızı çok haklı nedenlere dayandırdık. Spor alanında uzmanlaşmış, İsviçre spor ve CAS mahkemelerinde daha önce benzer olaylarda ülkemizi savunan hukukçulardan da destek aldık. Önceki savunmamızda da haklıydık, bunda da. Ceza alınca konuyu temyize götürmeye karar verdik. Uluslararası arenada takımımızı, kulübümüzü ve ülkemizi saha içinde ve saha dışında en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyorum” dedi.

Bundan sonra yollarının açık olduğunu vurgulayan Eroğlu, ”Savunmanın hazırlanması ve temyiz başvurusu sırasında katkıları bulunan başta menajer İrfan Yücesoy olmak üzere, Avukat Kemal Kapulluoğlu ve Avukat Serhan Özdemir ile bu süreç içinde çok yoğun bir çaba içinde olan TT Spor Dış İlişkiler sorumlusu Didem Alp’e teşekkür ediyorum. Taraftarlarımızla birlikte Avrupa Kupası finallerine kadar gideceğimize inanıyorum. Bu kupada sonuna kadar gideceğimize ve bu kupayı alacağımıza hocamızdan oyuncusuna, yöneticisinden malzemecisine kadar herkes inanıyor. Türk Telekom’un kupalarının ve başarılarının yanına Avrupa Kupası’nı da koymak için var gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu.

Haber Tarihi: 23 Ocak 2009

]]>